Günümüzde başka türlüsü kalmadı aslında ama internette üye olduğunuz gruplar varsa, mutlaka renklerin diliyle ilgili bir "bilgilendirme" postası almışsınızdır. Kimi lila, somon, fuşya gibi havalı adlarıyla romantizmin rengidir, kimi hastalığın, kimi neşenin, kimi kozmik gücün, kimi saflığın sembolüdür.

Herşeyi araştırma konusu haline getiren bilim adamları dururlar mı, elbette renkleri de araştırmışlardır. "Biz yapmadık bunu kardeşim" şeklinde cevaplanacak bir sorunun sorulmasını olanaksız kılacak kadar ücrada kalmış kurumlardan gelir bu araştırmalar genellikle. Neden böyle bir araştırma yapma ihtiyacı duydukları ayrı bir soru işaretidir. Tüm araştırma fonları aslanın ağzında iken renkler konusundaki araştırmalarınının masraflarını karşılayacak bir gönüllü bulmayı nasıl başardıkları ise araştırmanın kendisinden daha ilgi çekici bir süreç olmalı.

Sadece bilim adamları değil, doğu felsefesi ile ilgilenen, yaşam koçluğu yapan ve alternatif tedavi yöntemleri üzerine uzmanlaşan kişiler arasında da çok popüler bir konu renk. Sadece renklerle uğraşan, dekorasyonda, giyimde hatta saçlarınızda tercih etmeniz gereken renkleri belirleyen uzmanlar var, müşterileriyle yüzyüze çalışan, onlarla alışverişe çıkarak seçimlerine yardımcı olan. Renklerin hem psikoloji hem de fizyoloji üzerinde çok önemli etkileri olduğundan yola çıkarak, renk seçimini alternatif bir tedavi yöntemi olarak kullananların sayısı da az değil. Hatta bu konuda o kadar ilerlemişler ki, renk bileşimlerinin oranlarına göre oluşabilecek farklı etkilerden bile söz edilebiliyor.

Peki neden kırmızı?

Bilimsel olsun olmasın herkesin paydaş olduğu görüş kırmızının canlılık ve hareketliliğin rengi olduğu. Nasıl kanıtlanır bilemiyorum ama azim ve kararlılık sembolü olduğu da sıkça dile getiriliyor. Kan akışını hızlandırdığı, iştah açtığı, saldırgan duyguları kuvvetlendirdiği -muhtemelen kanıtlanabilir- diğer söylenceler. Ticaret dünyasında özellikle kurumsal kimlik için en çok tercih edilen renk kırmızı. Atalarımız boşuna "5 kuruş fazla olsun yeter ki kırmızı olsun" dememişler.

Kırmızının şahane bir renk olması -yazar burada kişisel duygularını işiyle karıştırmaktadır- her zaman doğru seçim olacağı anlamına gelmiyor elbette. Açık renklerle belki biraz daha fazla, ama pekala siyahla da gayet hoş duran kırmızı için söylenen "karaya al bağla, geç karşısına ağla" ata sözünün bir hikmeti vardır herhalde. "Al giyen alınır" diyen atalarımız, sarışınlar kırmızı giysin bir an önce seçilsin, esmerler bize kalsın diye düşünmüş de olabilirler.

Sitenin derinliklerine indiğiniz için teşekkürler. Araştırmaya devam edin, nerede ne bulacağınızı kim bilebilir?

 
 
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın
  • Kurumsal Yayın